4 Ocak 2016 Pazartesi

Kırım: Ukrayna ile karanlık arasında


Yaklaşık 2 sene önce – Rusya’nın Kırım’a girmesinden iki hafta sonra  tekbaşına yarımadanın işgalinin Moskova için ekonomik-siyasi yükten başka bir şey olmayacağını yazmıştım...

Takdir edersiniz ki, o dönem için böyle bir iddiada bulunmak bir hayli zordu. Zira Kremlin’in Kırım propagandasının en yoğun döneminin içinde bulunuyorduk. Moskova, “çiçeklenen”, ekonomik olarak ayrıcalıklı,  turizm cenneti haline gelecek bir Kırım vadediyordu.  

1 Ocak 2016 Cuma

Yeni bir merhaba....

Sevgili dostlar, 

Bilenler bilir, kendimi bildim bileli hep yazmışımdır. 

Çok küçükken çocuk aklımla şiirler yazardım, notlar tutardım, gazetelere  mektuplar gönderirdim, okulda duvar gazetesi çıkartırdım...

Sonra çok genç yaşlarımda gazetede yazmaya başladım. Çalışmaktan, koşturmaktan, risk almaktan hiç korkmadan hep yazdım. 

Şansım,  Azerbaycan'da medyanın henüz güçlü olduğu, çok iyi gazetecilerin, çok iyi gazetelerin olduğu zamanda yazmaya başlamamdı. O çok iyi gazetecilerden övgü almak için çırpınır dururduk (m) o zamanlar... 

Bakü'de olduğum sürede bir kaç aylık kısa aralıklar hariç, hep yazdım. İyi yazdıklarım da oldu, kötü yazdıklarım da. Beğendiklerim de, beğenmediklerim de. Övülen de, eleştirilen e. Ama yalan hiç yazmadım, çok şükür...

TRT'de  ilk 3 sene çeviri yaptıktan  sonra 2013'te nihayet sevdiğim işe dönme fırsatı kazandım:) Tam bir sene meslek hayatımın en yoğun, en dolu, en verimli, en güzel dönemini yaşadım. 

Azerbaycan'da seçimleri takip ettim, Gürcistan'da seçimi ve siyaseti çok yakın mercek altına aldım, Türksat 4 A uydusunun fırlatılmasına tanıklık ettim, bilerek en sona bıraktığım Ukrayna'yı ise neredeyse ezberledim:) 

Ukrayna krizinin ilk gününden başlayarak defalarca Kiev'e gittim, en kritik olayların yaşandığı anlara tanıklık ettim, Kırım'ın işgalini en başından itibaren izledim, yüzlerce haber, canlı yayın yaptım.  

Ama yine de en sevdiğim iş yazmaktı - hep yazdım.  Yayın aralarında, gece yayın bittikten sonra boş vakit buldukça bir taraftan da yazmaya devam ettim. 

Mütevazı olmayacağım, Ukrayna'yı takip etme konusunda kimsenin benimle yarışabileceğini zannetmiyorum.  

Sonra kurum içi görev  değişikliği nedeniyle  yazıdan yine ayrı düştüm. Televizyon, radyo derken olayları, gelişmeleri yine takip ettim, ama öyle uzun-uzun yazamadım. 

Çok uzun zaman hiçbir şey yazamadım, iş dışında kendimi yemeğe, gezmeye, çiçeğe, böceğe verdim:)


Kitap yazmayı öneren arkadaşlarım oldu, hatta bir ara başlayacak gibi oldum, ama hayat işte, araya bir olumsuzluk girdi, onu da yapamadım...

Ve bir gün internet sitesinin yenilendiğini görünce ve yazılarımın büyük bir kısmını aramada dahi bulamayınca kafamdan vurulmuşa döndüm. 

İşte o gün uzun zamandır düşündüğüm ve çok sevdiğim bazı dostlarımın önerdiği blog oluşturma fikrini gerçekleştirme zamanının geldiğini düşündüm.

Amacım, Yeni Yıla yeni yazıyla başlamaktı. 

Bu sefer de hastalık araya girdi, yine olmadı. Ama kararlıydım, en azından bu haberi sizlere duyurmak istedim.  Yazılarımın yaklaşık yarısını bloğa topladım. 
Geri kalan kısmını da yakın günlerde tamamlayacağım ve nerede olursam olayım, buradan yazmaya devam edeceğim. 

Umarım, yazdıklarım sizlerin de işine yarar... 

Sizin eleştirilerinizin, görüşlerinizin, önerilerinizin benim işime yarayacağı gibi...


Sevgilerimle,

Gönül Şamilkızı 





11 Aralık 2015 Cuma

Türkiye:Rusya: nereden nereye?

Tarih boyu defalarca karşı-karşıya gelmelerine, sıcak ve soğuk savaşlardan geçmelerine rağmen son yıllarda ilişkilerini geliştirmeyi başaran Rusya ve Türkiye zor bir sınavdan geçiyor. 
Ankara’nın defalarca yaptığı uyarılara rağmen hava sahası ihlallerini ve Bayırbucak Türkmenlerinin yaşadığı bölgede bombardımanı sürdüren Rusya’nın, yaşanan uçak krizini çatıştırmaya dönüştürme eğilimi, iki ülkeyi de şimdiye kadar elde edilen kazanımların kaybedilmesi riski ile karşı-karşıya bırakıyor.
Şimdilik, Rusya tarafından atılan fevri adımlara ve diplomatik üsluptan çok uzak bir dille yapılan açıklamalara rağmen Türkiye’nin sergilediği temkinli tavır hararetin daha fazla yükselmesinin önünü alıyor, ancak, ilişkilerin ciddi yara aldığı çok açık…
Peki ilişkiler bu noktaya nasıl geldi?









18 Mayıs 2015 Pazartesi

70 yılın acısı

“Ben daha küçük çocukken bizi Kırım’dan alçakça sürgün ettiklerini ve Sovyet iktidarının iyi olmadığını biliyordum…
… Özbekistan’da ciddi propaganda faaliyetleri yapmışlardı – Kırım Tatarları geliyor, onlar vatan hainleri, onlar yüzünden sizin babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, bacılarınız öldü diye.  Trenden indiğimizde bize taş atıyorlardı. Gerçi sonra fikirlerini değiştirdiler ve düşünmeye başladılar: tren istasyonundakiler kadınlar ve çocuklardı, onlar nasıl vatan haini olabilir ki?...

19 Mart 2015 Perşembe

İkinci Minsk anlaşmasının sonu geldi mi?

Ukrayna’da ikinci Minsk anlaşmasıyla sağlanan göreceli ateşkes yeniden ihlal edilebilir. Bu kez  bahane Ukrayna parlamentosunun kabul ettiği ve Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko’nun imzaladığı “özel statü” yasası… 
Söz konusu yasa, Donetsk ve Lugansk vilâyetlerinin bazı ilçelerine – yani Rusya destekli ayrılıkçıların işgal ettiği arazilere  - özel statü verilmesini, daha doğrusu, bu statünün geçerlilik süresini belirliyor.  

Bu Blogda Ara